Güneş Işığının Faydaları Vs Güneş Işığının Zararları

Reklam Engelleyici Tespit Edildi.

Sitemizin yayına devam edebilmesi için reklam gelirlerine ihtiyacı var, lütfen reklam engelleyiciyi etkisiz hale getirerek bize destek olun, teşekkürler.

Güneş, yaşam kaynağımız, peki güneş ışığının faydaları ve güneş ışığının zararları neler, uv ışınları sağlığı nasıl etkiler, güneşten koruyucu kremler ne işe yarar?

Bu yazıda, güneş, güneş ışığının faydaları, güneş ışığının zararları, UV ışınları ve güneşten koruyucu kremler üzerinde duracağız.

1. Güneş

Dünya, Samanyolu Galaksisi’ndeki Güneş Sistemi’nde bulunan ve üzerinde canlıların yaşadığını bildiğimiz tek gezegen. Dünyada yaşamın başlamasını sağlayan iki önemli etken ise dünyanın yeterli kalınlıkta bir atmosferi tutmaya sağlayacak kadar bir kütleye sahip olması ve güneşten uygun bir uzaklıkta bulunması. Peki dünyadaki canlılık için vazgeçilmez olan güneş hakkında neler biliyoruz?

Güneş Sistemi’nin yıldızı ve ışık kaynağı olan güneş, önemli miktardaki enerjiyi içinde barındırır ve iç kısmındaki sıcaklık yaklaşık 20 milyon dereceye kadar ulaşır. Güneşi bir nevi devasa bir nükleer enerji santrali olarak düşünmek mümkündür.

Günümüzde kullanılan nükleer santral teknolojisi fisyon reaksiyonuna dayanırken güneşteki enerji üretimiyse füzyon reaksiyonuna dayanır. Fisyonda büyük atom numarasına sahip bir atom çekirdeği parçalanarak daha küçük atom numarasına sahip iki atom çekirdeği meydana getirir. Güneşin çekirdeğinde meydana gelen reaksiyon olan füzyonda ise tersi gerçekleşir, iki hidrojen atomu birleşerek helyumu meydana getirir.

Güneş, bundan milyarlarca yıl sonra tüm yakıtını tükettiğinde merkezine doğru çökecek ve enerji yaymayan bir beyaz cüce haline gelecektir. Çünkü güneş, her ne kadar 1 milyon 300 bin adet dünyayı içine sığdırabilecek kadar büyük olsa da yıldız ölçeğinde hala küçük bir yıldız olarak kabul edilir. Daha büyük yıldızlarda ise bu çöküş çok daha şiddetli olur. Büyük bir yıldız, yakıtını tükettikten sonra tüm kütlesi küçük bir noktaya yoğunlaşacak şekilde içe çöker ve bunun sonucu olarak kara delikler oluşur.

Güneş hakkında kısaca bilgi edindikten sonra gelelim güneşin sağlığımız üzerindeki olumlu olumsuz etkilerine.

2. Güneş Işınları

Güneş; kozmik, gamma ve X ışınları, görünür, kızılötesi, mor ötesi UVA ve UVB radyasyonun dahil olduğu önemli miktarda enerji üretir. Güneş ışınlarının bir kısmı, dünyanın atmosferine girdikten sonra dünyanın yüzeyine ulaşmadan atmosferdeki moleküller tarafından absorbe edilir ya da emilir. Güneş ışınlarından olan gamma ve X ışınları formundaki yüksek enerjinin hepsi ya atmosferden geri yansır ya da atmosferdeki moleküller tarafından absorbe edilir.

UV Işınları

Karbon dioksit ve su buharı, görünür ve kızılötesi dalga boyundaki güneş ışınlarını absorbe ederken mor ötesi (UV) dalga boyundaki güneş ışınları ise ozon molekülleri tarafından emilir. UVA radyasyonun %5’i dünya yüzeyine ulaşır. UVB ışınlarının ise daha küçük bir kısmı dünya yüzeyine ulaşabilir. Ekvator’da yazın öğle ortasında UVB radyasyonun sadece binde biri dünya yüzeyine ulaşabilir, geri kalanı ozon tabakası tarafından emilir. Benzer şekilde UVC dalga boyundaki enerjinin tamamı ozon tabakası tarafından emilir. Görünür radyasyon ve kızılötesi radyasyon ise sırasıyla %30 ve %50’nin üzerinde bir oranla dünya yüzeyine ulaşır.

Görüldüğü üzere 3 oksijen atomundan meydana ozon, ozon tabakası içerisinde yer alarak dünyamıza gelen güneş ışınlarının filtre edilmesinde önemli rol oynar. Uzun yıllar soğutucu gaz olarak ya da aerosollerde kullanılan hidroflorokarbonlar gibi zararlı gazlar ozon tabakasına büyük bir zarar vermiş, yıllar içinde bu gazların kullanımının yasaklanması ile belirli ölçüde bir düzelme sağlanmıştır.

3. Güneşin Cilde Etkisi

Güneş ışınlarından UVA ışınlarının dalga boyu 321-400 nanometre, UVB ışınlarının dalga boyu 290-320 nanometre, UVC ışınlarının dalga boyu ise 200-280 nanometredir. Dalgaboyu daha uzun olan ışınların enerjisi daha düşüktür, dolayısıyla dünya yüzeyine ulaşabilen UVA, UVB ışınları ve görünür radyasyondan UVB ışınlarının daha derindeki deri tabakalarına işlemesi beklenir. Ama durum tam olarak böyle değildir. UVA ışınları epidermisin altında bulunan dermise kadar işlerken UVB ışınları ancak epidermise işler. Çünkü epidermisteki DNA, RNA ve protein gibi moleküller UVB ışınlarını UVA ışınlarına göre daha iyi emer. Görünür ve kızılötesi dalga boyundaki radyasyon ise epidermis ve dermis tarafından çok daha az emildiği için iç organlara kadar işler.

4. Güneş ışığının Zararları: UV Işınlarının Çeşitli Etkileri

  • Güneş ışığına maruz kaldıkça derinin en üstünde yer alan ve stratum corneum adı verilen ölü deri tabakası kalınlaşarak UV ışınlarını (UVA ve UVB) yansıtır ve kırar.
  • UV ışınları deriye işledikçe deride bulunan ve melanosit adı verilen hücreler tarafından melanin adı verilen madde üretilir. Melanin, melanozomlarda depolanır ve UV ışınlarına (UVA ve UVB) karşı cildimizdeki hücreleri korur, bu ışınların hücrelerin içine girmesini engeller.
  • Deri tarafından emilen UVA ışınları, serbest radikallerin oluşumuna, sonuç olarak protein, DNA ve RNA hasarına sebep olabilir.
  • UVA ışınlarının DNA’da sebep olduğu hasar, tümör gelişimine yol açabilir.
  • Melanin, aynı zamanda bir antioksidan olduğu için UV ışınlarına maruz kalma sonucu oluşan serbest radikallere karşı da belli ölçüde koruma sağlar.
  • UV ışınlarına maruz kalma sonucu DNA’da dimerler oluşur, bunlar onarılmadığı takdirde mutasyonlara sebep olur. p53 gibi tümör baskılayıcı genler etkilenirse derideki epidermal hücreler aşırı çoğalabilir ve aktinik keratoz hastalığı oluşabilir. Aktinik keratoz, güneşe korunmadan maruz kalma sonucu meydana gelen anormal hücre gelişimleridir ve pürtüklü ve yamalı bir görünüme sahiptir.
  • İnsanlarda her genin iki kopyası bulunur. UV ışınlarının DNA’da sebep olduğu mutasyonlar sonucu p53 tümör baskılayıcı geninin her iki kopyasının da bozulması, melanoma olmayan skuamöz hücreli cilt kanserine sebep olabilir.
  • Cilt yaşlanması üzerindeki olumsuz etkisi, güneş ışığının zararları arasında yer alır. UVA ışığı cilde nüfuz ettikçe kolajen ve elastin çapraz bağlanmalarına ve kırışıklıklara sebep olur.

5. Güneş ışığının Faydaları

D Vitamini Üretimi

D vitamininin üretimindeki rolü, güneş ışığının faydaları arasında önemli yere sahiptir. D vitamini yağda çözünen bir vitamindir. Çiflikte yetiştirilmemiş somon balığı ve diğer yağlı balıklar ve morina balığı ciğeri yağı gibi çeşitli besinlerde de bulunsa da esas olarak güneşlenme yoluyla vücudumuz tarafından üretilir. Derimizde bulunan hücrelerin zarlarında bulunan 7-dehidrokolesterol molekülü, cildimiz güneş ışığındaki UVB ışınlarına maruz kaldığında bir tür pre D vitaminine dönüşür.

Bu öncül D vitamini birkaç saat içerisinde D3 vitaminine dönüşür ve kan dolaşımı yoluyla karaciğere taşınır. Karaciğerde 25-hidroksivitamin D3 vitaminine dönüştürülür. 25-hidroksivitamin D3, dolaşımda en yüksek miktarda bulunan D vitamini formudur ve hekimler D vitamini düzeyini ölçmek için bu formun miktarına bakar.

Dolaşımda en yüksek miktarda bulunan D vitamini formu olan 25-hidroksivitamin D’nin biyolojik aktivitesi düşüktür, bu sebeple böbreklerde
1,25-dihydroxyvitamin D adı verilen aktif forma dönüştürülmesi gerekir.

Büyük kısmı güneşlenme sonucu vücudumuz tarafından üretilen D vitamininin bazı faydaları:

  • D vitamininin aktif formu, bağırsakta kalsiyum emilimini arttırır, dolayısıyla kemiklerin sağlıklı olmasını sağlar. Yeterli güneşlenilmediğinde vücutta yeterli D vitamini üretilemez ve raşitizm gibi hastalıklar ortaya çıkar. D vitamini yetersizliği, kemiklerde incelme, şekil bozuklukları ve kırılganlığa sebep olur.
  • Beyin, cilt, meme, prostat ve kalın bağırsaktaki hücreler de D vitaminini aktif formuna dönüştürme yeteneğine sahiptir. Hücre içinde aktif D vitamini formu oluştuğunda DNA onarımı, antioksidan aktivite, hücre çoğalmasının ve farklılaşmasının düzenlenmesi gibi pek çok hücresel fonksiyonu etkiler.
  • Kas, sinir ve bağışıklık sistemlerinde hücre gelişiminde düzenleyici role ve yangıda (inflamasyon) azaltıcı etkiye sahiptir.

6. Güneş Işığının Faydaları (Diğerleri)

  • En ölümcül cilt kanseri türü olan melanoma, daha çok vücudun en az güneş ışığı alan bölgelerinde görülür. Güneş ışığına daha çok maruz kalan meslek gruplarına mensup kişilerde melanoma görülme sıklığı daha düşüktür.
  • Tüm kanser türleri açısından bakıldığında güneş ışığına maruz kalmak ile kanser gelişme ve kanserden ölüm riski arasında bir ters orantı olduğu görülür. Dolayısıyla genel anlamda kansere karşı koruyucu etki, güneş ışığının sağlığa faydaları arasında yer alır.
  • UVA ışınları kırışıklıklar açısından olumsuz etkilere sahip olmakla birlikte güneş ışığının içinde yer alan kırmızı ışık gibi bazı ışık türleri kırışıklıklar üzerinde olumlu etkilere sahip olabilir.
  • Kalp hastalığına karşı koruyucu etki de güneş ışığının faydaları arasında yer alır. Kalp hastalığından ölüm riski ve kan basıncı (tansiyon) düzeyi genel olarak yazın kış mevsimine göre daha düşüktür. UVA ışınlarının kan basıncı üzerinde bir etkisi yokken UVB ışınlarına maruz kalmak küçük ve büyük tansiyonu düşürür.

Özetle, güneş ışığının faydaları ya da güneş ışığının zararlarından bahsederken güneş ışığının farklı dalga boylarında ışınlardan meydana geldiğinin bilinmelidir. UV ışınları, kızıl ötesi ışınlar gibi farklı ışınlar, farklı etkileri beraberinde getirse de artılar ve eksiler toplandığında güneş ışığının sağlık için faydaları ağır basar. Dolayısıyla aşırıya kaçmadan güneşlenmek sağlığınız için faydalı olacaktır.

7. Kısaca Güneşten Koruyucu Kremler

Günümüzde güneşten koruyucu kremler, oldukça yaygın şekilde kullanılır. Basitçe güneşten koruyucu kremleri kimyasal ve fiziksel koruma sağlayanlar olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür.

Kimyasal koruma sağlayan güneş kremleri, cilde nüfuz ederek UV ışınlarına karşı koruma sağlar ve denize girip çıkılsa dahi daha uzun süreli etki gösterebilir. Kimyasal koruma sağlayan güneş kremleri; marketlerde, eczanelerde ve kozmetik mağazalarında kolaylıkla bulunabilir. Güneş ışığının zararlarına karşı kimyasal koruma sağlayan ürünlerin sağlığa olumsuz etkileri olabileceğine dair tartışmalarda mevcut.

Fiziksel koruma sağlayan güneş kremleri aynı zamanda mineral güneş kremleri olarak da adlandırılır. Bu kremler, içerdikleri çinko oksit vb. metal molekülleri ile güneşe karşı bir bariyer oluşturarak güneş ışınlarını yansıtır. Fiziksel koruma sağlayan güneş kremleri, cilt tarafından emilmediği için cildin üzerinde beyaz bir tabaka şeklinde görünüyor ve denize her girip çıkıldığında yenilenmesi gerekir. Bu tür güneşten koruyucu kremlerin cilde nüfuz etmemeleri sebebiyle insan sağlığına daha uygun olduğu düşünülür.

Sitemizden diğer ilginç yazılar:

Kaynakça:

İlk Yayımlanma Tarihi: 29.06.2019    Yazar Eğitim Düzeyi: PhD

Bir Yanıt Yazın

16 − two =