Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar

Reklam Engelleyici Tespit Edildi.

Sitemizin yayına devam edebilmesi için reklam gelirlerine ihtiyacı var, lütfen reklam engelleyiciyi etkisiz hale getirerek bize destek olun, teşekkürler.

Bu yazıda kadın ve erkek arasındaki farklar nelerdir, erkekler neden kısa yaşar, kadın ve erkek beyni arasındaki farklar nelerdir, kadın ve erkek zekası ne kadar farklı, kadınlar daha mı zeki sorularının yanıtlarını bulacaksız.

Bu yazıda kadın ve erkek arasındaki farklardan bahsedeceğiz. Yazının ilerleyen bölümlerinde kadınlara göre erkekler neden kısa yaşar, kadın ve erkek beyni arasında fark var mı, kadın ve erkek zekası nerelerde ayrışır, kadınlar daha mı zeki sorularına yanıt arayacağız.

1. Genetik Açıdan Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar Neler?

Kadın ve erkek arasındaki farklar dendiğinde, ilk olarak genetik farklar düşünülmelidir, çünkü genetik çoğu şeyin temelinde yatar. Kadınlarda iki adet X eşey kromozomu varken erkeklerde 1 adet X, 1 adet Y kromozomu bulunur. Kadınlarda iki adet X kromozomu bulunsa da bu kromozomlardan bir tanesi inaktive edilmiştir. Genetik açıdan kadın ve erkek arasındaki farklardan en temeli budur.

Kadın ve erkek arasında genetik fark olduğu bilinse de çoğu zaman bu fark eşey kromozomlarından ibaret gibi düşünülür, ama kadın ve erkek arasındaki genetik fark X ve Y kromozomlarından ibaret değildir. 2017 yılında İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü’nden bilim insanları, oldukça ilginç bir makale yayımladı. Bu makalede 550 kadın ve erkek vericiden alınan örneklerdeki gen aktiviteleri karşılaştırıldı.

Buna göre 6500 adet genin aktivitesinin incelenen kadınlar ve erkekler arasında farklılık gösterdiği bulundu. Bu genler arasında kadınları kalp krizine karşı koruduğu düşünülen ve yalnızca kalbin sağ karıncığında aktif olan bir gen ve beyinde aktif olan, kadınları Parkinson hastalığına karşı koruduğu düşünülen bir gen de var. Beklenildiği şekilde kadınlarda yağ depolanması, erkeklerde ise kas yapma ve cilt tüylenmesiyle ilgili genler daha aktifti.

Bunlara ek olarak kadın ve erkekte ilaç metabolizmasının farklı olduğununa dair bir kanıta da ulaşıldı. Buna göre kadınların karaciğerinde ilaç metabolizmasının düzenlenmesinde görevli, erkeklerde görülmeyen bir gen aktivitesi görüldü.

Kadın ve erkek arasında genetik fark olmasının yanında mutasyona yatkınlık açısından da fark var. Erkekler; mutasyonlara daha açık ve araştırmacılara göre bu durum kadınların türün devamlılığı için daha önemli oluşuyla ilgili olabilir.

Kaynak

https://bmcbiol.biomedcentral.com/articles/10.1186/s12915-017-0352-z

2. Erkekler Neden Kısa Yaşar?

Kadınlar erkeklerden 5 ila 6 yıl daha uzun yaşar, 85 yaşın üzerindeki her 3 kadına karşılık 85 yaşını geçen 2 erkek, 100 yaşın üzerindeki her 2 kadına karşılık ise sadece 1 erkek bulunur. Peki erkekler neden kısa yaşar?

Erkekler neden kısa yaşar sorusunun yanıtı, hücrenin enerji merkezi olan mitokondri ile bağlantılı olabilir. Kalıtımsal olarak anneden alınan mitokondrinin içerdiği mitokondriyal DNA (mtDNA); kanser, yaşlanma ve hastalıklarla ilişkilidir. mtDNA’da meydana gelen mutasyonlar; kadınları etkilemezken erkeklerin fiziksel formlarını, sperm kalitesini ve üreme kabiliyetlerini etkiler.

Meyve sinekleri, özellikle genetikle ilgili bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılır. Meyve sinekleri üzerinde yapılan araştırmaların sonuçlarına göre mitokondrideki mutasyonlar, erkeklerde yaşlanmaya sebep olur.

Linköping Üniversitesi’nden İsveçli bilim insanları, meyve sinekleri üzerine yürüttüğü başka bir araştırmanın sonuçlarını 2018 yılında yayımladı. Bu sonuçlara göre erkekler neden kısa yaşar sorusunun yanıtlarından biri üreme stratejisi farklılığı olabilir.

Erkekler, daha fazla miktarda enerjiyi olabilecek en fazla sayıda yavruya sahip olmak için kullanırken dişiler daha fazla enerjiyi daha uzun süre sağlıklı kalmak ve daha uzun süre yavrulayabilmek için kullanır. Bu strateji farklılığı, erkeklerin daha hızlı yaşlanmasının ve daha erken ölmesinin altında yatan etkenlerden biri olabilir.

Sonuçları, 2018 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmada son 300 yıldaki salgınlar ve kıtlıklarda kadın ve erkek hayatta kalma oranları karşılaştırıldı. Buna göre kadınlar sadece normal zamanlarda erkeklerden daha uzun yaşamaz, kıtlık ve salgınlarda da erkeklerden daha iyi hayatta kalır. Dolayısıyla erkekler neden kısa yaşar sorusuna yanıt aranırken erkeklerin zor şartlara dayanıklılığının daha düşük olduğu gerçeği de göz önüne alınmalıdır.

Yetişkinler dışında kıtlık dönemlerinde doğan kız çocukları ve erkek çocukları arasında da belirgin bir farklılık vardır, kız çocukları erkeklere göre belirgin şekilde daha uzun süre hayatta kalır. Dolayısıyla zor şartlar özelinde erkekler neden kısa yaşar sorusu yanıtlanırken sadece risk almaya ve şiddete eğilim üzerinde durmak yeterli değildir. Bu durum, aynı zamanda hormonlar gibi biyolojik faktörlerden de etkilenir. Örnek olarak östrojen hormonu, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Pek çok canlı türünde cinsiyetler arasında ömür uzunluğu açısından fark olsa da insan türünde kadın ve erkek ömürleri arasındaki fark, 1800’lü yıllardan sonra ortaya çıktı.

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nden bilim insanları, Utah Nüfus Veritabanı’ndaki 140 binden fazla kişiye ait bilgileri inceledi. Buna göre incelenen kayıtlardaki kadın başına çocuk sayısı 1820 yılında ortalama 8,5 iken 1919 yılında 4,2’ye kadar geriledi. Aynı dönemde kadınların ömrü %12 uzarken erkeklerinki sadece %2 uzadı. Buradaki farkı doğum sayısındaki düşüş açıklayabilir. Doğum sayısının artması, kadınların ömrünü kısaltabilir çünkü doğum kadın için biyolojik açıdan oldukça maliyetli bir süreçtir.

Erkekler ve kadınların ölüm oranları arasındaki farkın esas olarak 50-70 yaş aralığındaki bireylerden kaynaklandığı görülür. 1900-1935 yılları arasında doğan kişiler için bu farkta hastalıklar ve kötü alışkanlıklar arasında yer alan en büyük etkenler, öncelikle kalp damar hastalıkları ve onlardan sonra da sigara alışkanlığıdır. Kadınlarla karşılaştırıldığında erkekler neden kısa yaşar diye düşünüldüğünde kalp damar sağlığı ile ilgili cinsiyete bağlı farklılıklar dikkate alınmalıdır.

Uppsala Üniversitesi’nden bilim insanlarının ulaştıkları sonuçlara göre kan hücrelerinde erkeklik kromozomu olarak kabul edilen Y kromozomunu kaybeden erkeklerin ömürleri diğer erkeklere göre daha kısadır ve bu erkekler diğer erkeklere göre kansere daha yatkındır.

2014 yılında Nature Genetics dergisinde yayımlanan makaleye göre kan hücrelerinde Y kromozomunu kaybetmiş olan erkeklerin hayatta kalma süresi diğer erkeklere göre 5,5 yıl daha kısadır, bu sonuç en azından erkeklerin bir kısmı için erkekler neden kısa yaşar sorusunu yanıtlamak için önemli bir bulgu olarak kabul edilebilir.

Kaynaklar

3. Kadın ve Erkek Zekası Arasında Fark Var mı, Kadınlar Daha mı Zeki?

Kadın ve erkek arasındaki farklar değerlendirilirken kadın ve erkek zekasını karşılaştırmadan olmaz. Kadın ve erkek zekası arasında fark olsa da zeka seviyesi açısından iki cinsiyet arasında belirgin bir fark yoktur. Ancak kadın ve erkek zekasının üstün olduğu farklı görevler bulunur, bir cinsiyetin diğer cinsiyetten zeka açısından üstün olduğunu iddia etmek ise mümkün değildir.

ABD’deki Chicago Üniversitesi’nden bilim insanları kadın ve erkek zekası arasındaki farkları araştırdı ve elde ettikleri sonuçları 2005 yılında yayımladı. Buna göre erkekler, genel zeka ile ilişkili beyin bölgelerinde kadınlara göre 6,5 kat daha fazla gri maddeye sahiptir. Kadınlar ise genel zeka ile ilişkili beyin bölgelerinde erkeklere göre 10 kat daha fazla beyaz maddeye sahiptir. Beyindeki gri madde, beynin işlemci merkezlerini içerirken beyaz madde beynin işlemci merkezlerini birbirine bağlayan bağlantıları içerir.

Ek olarak, kadın ve erkek zekası arasında gri ve beyaz madde kullanım oranları açısından da farklılık bulunur. Erkekler, beyin ön loblarındaki genel zeka ile ilgili gri madde bölgelerinin %45’ini kullanırken beyaz madde bölgelerini hiç kullanmaz. Kadınlar ise beyin ön loblarındaki genel zeka ile ilgili gri madde bölgelerinin %84’ünü ve beyaz madde bölgelerinin %86’sını kullanır. Erkeğin entelektüelliği, gri maddeye dayanıyor olabilir.

2013 yılında PNAS dergisinde yayımlanan, kadın ve erkek zekasını karşılaştıran bir makaleye göre erkek beyninin bir yarımküresinde önden arkaya sinirsel bağlantılar daha fazladır. Araştırmacılara göre bu durum, koordine eylem ve algı arasındaki bağlantıya yardımcı oluyor olabilir. Erkektekinin aksine kadında nöral bağlantılar sol ve sağ beyin yarımküreleri arasında gerçekleşir. Araştırmacılara göre bu durum, sezgi ile analitik düşünce arasındaki bağlantıya yardımcı oluyor olabilir.

Hafıza açısından kadın ve erkek zekası birbirinden farklıdır. Kadınlar; yüzleri objeleri, günlük olayları, kelimeleri ve kokuları erkeklerden daha iyi hatırlayabilir. Erkekler ise dille ilgili olmayan sembolleri ya da bir ormanda yürürken kullanılan yolun hatırlanması gibi durumlarda daha başarıdır.

Kadın ve zekasına dair tüm bu bilgiler değerlendirildiğinde erkeklerin tekli görevlerde (örnek: matematik) kadınlara göre daha başarılı olabileceği görülür. Kadınlar da birden fazla işin aynı anda yapılmasını gerektiren çoklu görevlerde (örnek: bir grup insanın yönetilmesi) erkeklerden daha başarılı olabilir. Belki de devlet başkanlarının kadın olması gereklidir, kim bilir.

Kaynaklar

4. Kadın ve Erkek Beyni Arasındaki Diğer Farklar

a. Kadınlar Gerçekten Erkeklerden Daha mı Duygusal, Kadınların Daha Duygusal Olması Beyinlerindeki Bir Farktan mı Kaynaklanır?

Beyinde yer alan hipokampus, hatıraları pekiştiren ve duyuları duygulara bağlayan beyin bölgesi olarak bilinir. Hipokampusun kadınlarda daha büyük olması, kadın ve erkek beyni arasındaki farklardan biri olarak düşünülür ve kadınların erkeklerden daha duygusal olması ile ilişkilendirilirdi.

ABD’deki Rosalind Franklin Üniversitesi’nden bilim insanları; daha önceden yapılmış 76 farklı araştırmadan 6 binden fazla kadın ve erkek beynine ait bilgileri inceledi. Ulaştıkları sonuçları ise 2016 yılında NeuroImage dergisinde yayımladı.

Sanılanın aksine erkeklerdeki hipokampus bölgesi daha büyük çıktı, ama toplam beyin hacmine orantılandığında kadın ve erkek beyni arasında fark yoktu. Buna göre kadın ve erkek arasındaki duygusallık farkının hipokampus bölgesinin büyüklüğüyle bir ilgisi olmayabilir.

İsviçre’deki Basel Üniversitesi’nden bilim insanları kadın ve erkekler arasında duygusallık açısından bir fark olup olmadığını belirlemek ve bunu kadın ve erkek beynindeki bölgelerin aktiviteleri ile ilişkilendirmek için bir araştırma yaptı. Araştırmanın sonuçları 2016 yılında Journal of Neuroscience dergisinde yayımlandı.

Araştırmada 3 binden fazla kadın ve erkeğe negatif, nötr ve pozitif içerikli resimler gösterilerek duygusal tepkilerine ve hatırlama yeteneklerine bakıldı. Kadınların negatif içerikli fotoğraflara erkeklere göre çok daha duygusal tepki verdiği bulundu. Ek olarak kadınlar tüm fotoğrafları, özellikle pozitif içerikli fotoğrafları erkeklerden daha iyi hatırladı.

Araştırmada aynı zamanda 700’e yakın kadın ve erkek beyni, fonksiyonel MR yöntemi ile görüntülendi. Görüntüleme sonuçlarına göre kadınların negatif fotoğraflara daha güçlü duygusal tepki göstermesi, kadın beyninde hareketle ilgili (motorsal) bölümlerinin aktivitesiyle bağlantılıydı. Yani kadınlar gerçekten kadın ve erkek beyni arasındaki bir farktan dolayı erkeklerden daha duygusal davranıyor olabilir.

Kaynaklar

b. Kız Çocuklar Neden Erkek Çocuklara Göre Konuşmayı Daha Erken Öğrenir?

Kadın ve erkek arasındaki farklardan bir tanesi, çocukluktaki konuşma hızı ve kompleksliği arasındaki farktır. Kız çocuklar, genelde daha erken konuşur ve daha kompleks bir dil kullanır.

ABD’deki bilim insanları, bu durumun altında yatan nedeni belirleyebilmek için bir araştırma yaptı. Bu araştırmada 4 günlük dişi ve erkek sıçan yavrularının anneleriyle iletişim amaçlı çıkardığı ultrasonik sesler ile beyinlerinde yer alan kavrama, duygu ve seslendirme ilgili kısımlardaki Foxp2 isimli proteinin miktarıyla karşılaştırıldı. Ek olarak az sayıda çocuk da araştırmaya dahil edildi.

Araştırmanın sonuçları, 2013 yılında The Journal of Neuroscience dergisinde yayımlandı. Bu proteinin insanda konuşma ve dil gelişiminde önemli rol oynadığı daha önceki araştırmalarda gösterilmişti. Aynı şekilde diğer memeliler ve kuşlarda da ses çıkarma açısından önemli olduğu ortaya konmuştu.

Araştırmacılar, yavru sıçanların sesli iletişimle beyin kısımlarında Foxp2 proteini arttığında sesli iletişim eğilimlerinin arttığını buldu. Çocuklarda analiz yapıldığındaysa kız çocuklarının beyin korteksindeki dil ile ilgili kısımda erkek çocuklara göre daha fazla miktarda Foxp2 proteini olduğu görüldü.

Kadınların konuşarak iletişime erkeklerden daha yatkın olmasının moleküler sebeplerinden biri beyinlerinde daha yüksek miktarda Foxp2 proteini üretilmesi olabilir. Bu araştırma, bir kişinin konuşkan ya da suskun olma eğiliminin belki de çok erken yaşta belli olabileceğini gösterdi.

Kaynak

c. Kadın Beyni mi Erkek Beyni mi Daha Hızlı Yaşlanır?

İnsan beyni; yaşlanma ile birlikte küçülür ve bu küçülme erkeklerde daha hızlı gerçekleşir. Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yıllar boyunca keskin bir zekaya sahip olur. Washington Üniversitesi’nden bilim insanlarının 2019 yılında Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımladığı araştırma sonuçları kadın beyni ile erkek beyni arasındaki farkın sebebine dair önemli bilgileri ortaya çıkardı.

Vücuttaki enerji üretim ve kullanım süreçlerinde kullanılan enerji miktarını tanımlamak için ATP (adenozin trifosfat) miktarına bakılır. Yeterli miktarda oksijenin bulunduğu durumda vücut aerobik glikoliz denilen yöntemi kullanarak glikoz molekülünden 32 ATP üretir, oksijenin yeterli olmadığı durumdaysa anaerobik glikoliz ile sadece 2 ATP üretebilir.

İnsan beyni; enerji kaynağı olarak şekeri kullanır ve ömrü boyunca enerji kaynağı olarak şekeri kullanmaya devam eder, şekeri kullanış şekliyse yıllar içinde değişir. Ergenler ve genç yetişkinlerin beyinlerinde şekerin önemli bir kısmı aerobik glikoliz denilen yöntemi kullanarak enerjiye dönüştürülür. Yaşlandıkça aerobik glikolizin enerji üretiminde kullanımı düşer, 60 yaşlarına gelindiğinde beyindeki enerjinin sadece küçük bir kısmı bu süreç ile üretilir.

İşte söz konusu araştırmada ABD’deki Washington Üniversitesi’nden bilim insanları; 121 kadın ve 84 erkeğin beyinlerini PET (pozitron emisyon tomografisi) yöntemi ile inceledi. Farklı beyin bölgelerinin enerji üretiminde aerobik glikoliz kullanımı oranlarına bakılarak bir beyin yaşı tayini yapıldı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre kadınların beyinleri, kimlikteki yaşlarından 3,8 yıl daha gençken erkeklerin beyinleri kimlikteki yaşlarından 2,4 yıl daha yaşlı.

Kaynak

5. Hissedilen Ağrı Açısından Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar

Birleşik Krallık’taki Bath Üniversitesi’nden bilim insanları 2005 yılında yayımladığı makalede kadınların erkeklerden daha sık, daha uzun süreler ve daha fazla sayıda vücut bölgesinde ağrı çektiğini göstermişti. Araştırmacılara göre kadınlar acıyı duygusal olarak algılar, dolayısıyla ağrıyı daha şiddetli ve daha uzun bir süre hisseder. Erkekler ise ağrıyı duyusal olarak algılar, bu sayede ağrı eşikleri yükselir ve ağrıyı daha iyi tolere edebilir.

2014 yılında sunulan Avusturya’daki Graz Üniversitesi’nden Dr. Andreas Sandner Kiesling’e ait araştırmanın sonuçları, geçirilen ameliyatın büyüklüğüne göre kadın ve erkeklerin algıladığı ağrı şiddetinin değiştiğini gösterdi. Buna göre, kadınlar küçük operasyonlar sonrasında erkeklere göre daha şiddetli ağrı algılarken erkekler ise büyük operasyonlardan sonra kadınlara göre daha şiddetli ağrı algılar.

Kanada’da bulunan McGill Üniversitesi’nden bilim insanlarının 2015 yılında Nature Neuroscience dergisinde yayımladığı makale, kadınlar ve erkekler arasındaki ağrı algısı farklılığının nedenine dair önemli detayları ortaya koydu. Bilim dünyasında kabul gören düşüncede acı ya da ağrının iletilmesinde mikroglia adı verilen bağışıklık sistemi hücreleri görev alıyordu.

Bu araştırmada, erkek ve dişi farelerde mikroglialar bloke edildiğinde erkek farelerde ağrı, acı duygusu ortadan kalkarken dişi farelerde bir değişiklik olmadı. Yani, mikroglianın dişilerde ağrı sinyalinin iletiminden sorumlu olmadığı ortaya çıktı. Araştırmanın sonuçlarına göre dişi farelerde yaralanan ya da iltihaplanan bir vücut bölgesinden ağrının iletilmesinde mikroglialar değil başka bağışıklık sistemi hücreleri olan T hücreleri görev alır.

Yine Kanadalı bilim insanlarının 2019 yılında yayımladığı başka bir makaleye göre erkekler; daha önce yaşadıkları bir acıyı, acıya sebep olan etken bir öncekiyle aynı mekanda uygulanırsa bir öncekinden daha şiddetli hisseder, kadınlarda ise aynı durum görülmez. Erkeklerin mekânsal acı ya da ağrı hafızası daha kuvvetli olabilir.

Kaynaklar

6. Obezite Açısından Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar

Kadınlar, erkeklerden daha az yeseler bile onlardan daha fazla kilo alır ve vücutlarında daha fazla yağ birikir. Kadınların vücutlarında erkeklerin vücutlarındaki yağ oranından %6 ila %11 daha fazla yağ bulunur.

2009 yılında Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi’nden bilim insanları, Obesity Reviews dergisinde bu konu üzerine bir makale yayımladı. Bu makaleye göre kadınların daha fazla yağ depolaması onların doğum yapmalarıyla ilişkili olabilir.

İnsanların henüz avcı ve toplayıcı olduğu dönemde yiyecek bu kadar yaygın değildi ve yiyecek kaynakları oldukça kısıtlıydı. Vücutta daha fazla yağ depolama yeteneği, yiyeceklerin kısıtlığı olduğu dönemde kadınların hayatta kalabilmesi için gerekliydi.

Kadınlar, egzersiz sırasında erkeklerden daha fazla yağ yaksa da diğer zamanlarda erkeklerden daha fazla yağ depolar. Kadınlık hormonu olan östrojenin yemek sonrası yağ asidi oksidasyonu üzerindeki etkisi, yağ depolanmasına sebep oluyor olabilir.

Adelaide Üniversitesi’nden Avustralyalı bilim insanları 2014 yılında östrojenin obezite üzerindeki etkisi üzerine bir makale yayımladı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre dünya genelinde kadınlarda obezite görülme oranı, erkeklerde obezite görülme oranından %50 yüksektir.

Hindistan, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerde kadınlarda obezite görülme oranı erkeklerdekinin 2 katı düzeyindeyken zengin ülkelerdeki kadın ve erkeklerde obezite görülme oranı birbirine yakındır. Gelişmiş ülkelerde erkek obezite oranının kadın obezite oranını yakalamış olması, erkeklerin östrojen benzeri moleküller içeren plastiklere ve soya ürünlerine maruz kalmakla ilişkili olabilir.

Soya ürünleri zenoöstrojenler içerir, bu sebeple soya ürünlerini aşırı tüketmek erkeklerin daha kadınsı hale gelmesine sebep olabilir. Gün geçtikçe azalan sperm sayıları ve dünyadaki en büyük soya ürünü tüketicisi olan ABD’de erkek obezitesinin kadın obezitesini aşması, bu düşünceyi destekler. Erkeklerde obezite oranının artışındaki bir diğer olası etken ise bir zenoöstrojen olan ve sulama borularında da kullanılan PVC’dir.

Obezite; diyabet vb. sağlık sorunlarını beraberinde getiren bir durumdur. İlginç bir şekilde obezite ilişkili sağlık sorunları erkekleri daha çok etkiler, üstelik bu durum kadınlara göre daha düşük beden kitle endeksi değerlerinde gerçekleşir. Kanadalı bilim insanlarının 2018 yılında Frontiers in Biology dergisinde yayımladığı makaleye göre kadınların sahip olduğu bu avantaj, onların karın yağ dokusunda daha fazla damara sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Kaynaklar

7. Beslenme Açısından Kadın ve Erkek Arasındaki Farklar

Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, kadın ve erkek arasındaki farklardan birinin farklı beslenme ihtiyacı olduğuna işaret eder. Avustralyalı bilim insanlarının 2008 yılında yayımladığı araştırma sonuçlarına göre dişi ve erkek cırcır böceklerinin üreme başarısı için farklı beslenme şekillerine ihtiyacı var.

Yüksek karbonhidrat ve düşük protein içerikli beslenme dişi ve erkek cırcır böceklerinin uzun yaşamasını sağlar. Maksimum üreme başarısı için ise durum farklıdır, erkek cırcır böcekleri 1/8 protein-karbonhidrat oranına ihtiyaç duyarken dişi cırcır böcekleri 1/1 protein-karbonhidrat oranına ihtiyaç duyar.

ABD’deki Missouri Üniversitesi’nden bilim insanları, dişi ve erkek sıçanlar ile gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını 2017 yılında Behavioural Brain Research (Davranışsal Beyin Araştırma) dergisinde yayımladı.

Araştırmada fiziksel aktivitenin sıçanların diyet tercihi üzerine etkisine bakıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre hareketsiz olan erkek ve dişi sıçanların her iki de yüksek yağ içerikli beslenmeyi, şeker veya nişasta ağırlıklı beslenmeye tercih eder.

Hareket arttığında ise durum değişir, erkek ve dişi sıçanların beslenme tercihleri farklılaşır. Koşan dişi sıçanlar, hareketsiz dişi sıçanlar gibi yüksek yağlı diyeti tercih etmeye devam ederken koşan erkek sıçanlar, hareketsiz sıçanların yarısı düzeyinde yüksek yağlı besin ve daha yüksek miktarda nişasta ve şeker ağırlıklı beslenmeye başlar.

Kaynak

8. Fizyolojik Açıdan Kadın ve Erkek Arasındaki Farklardan Bazıları

a. Kadın ve Erkek Omurgası Arasında Fark Var mı?

ABD’li bilim insanları 35 kız ve 35 erkek yenidoğan bebeğin omurgalarını inceleyerek sonuçlarını 2015 yılında The Journal of Pediatric dergisinde yayımladı. Araştırmanın sonuçlarına göre yenidoğan kız bebeklerin omurlarının enine kesit alanı yenidoğan erkek bebeklerin omurlarının enine kesit alanına göre ortalama olarak %10 daha küçük. Kadın ve erkek arasındaki farklardan biri, omur boyutu olabilir.

Araştırmacılara göre bu durum, doğum sırasında gerekli esneklik açısından fayda sağlarken aynı zamanda kadınlarda daha fazla kemik erimesi ve omurga eğriliği görülmesinin altında yatan sebep olabilir. Ek olarak kadınlar, ömürleri boyunca daha az kemik dokusu biriktirdikleri erkeklere göre omurga kırıklarına 2 ila 4 kat daha yatkındır.

Kaynak

b. Kadın ve Erkekte İdrar Yolu Enfeksiyonu Görülme Sıklığı Arasındaki Fark Neden Kaynaklanır?

İdrar yolu enfeksiyonu, kadınlarda erkeklere göre 30 kata kadar daha fazla görülür, her iki kadından birinde, hatta daha sık görülür. Bu durumun sebebi, kadınlarda dış idrar yolunun konumu ve kısa oluşu ile ilişkilendirilirdi. Sonuçları, 2018 yılında Biology of Sex Differences dergisinde yayımlanan ve ABD’li bilim insanları tarafından yazılan bir makalede alt idrar yolunun yapısı yerine oradaki hücre popülasyonları arasında bir fark olup olmadığı incelendi.

Retiküloendotelyal sistem; farklı organlarda mevcut bulunan fagositoz yapabilen hücrelerden meydana gelen, mikroplara karşı koruma sağlayan bir sistemdir. Fagositoz, vücudumuzda bulunan makrofaj gibi bağışıklık sistemi hücrelerinin yaygın olarak kullandığı bir özelliktir. Fagositozda hücre bağlandığı hücreyi ya da bağlandığı her neyse onu yutar ve sahip olduğu enzimler ile onu hücre içinde parçalar.

Makalenin önerdiğine göre retiküloendotelyal sistemde yer alan bağışıklık sistemi hücrelerinin kadın ve erkeklerin mesanelerinde (idrar torbalarında) farklı miktarda bulunması belki de kadınların neden daha fazla idrar yolu enfeksiyonu yaşadığını açıklayabilir. Kadın ve erkek arasındaki farklardan birisi mesanedeki bağışıklık sistemi hücrelerinin miktarı olabilir, net konuşabilmek için daha fazla araştırma yapılması gerekli.

Kaynak

Sitemizden Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir.

Yayımlanma Tarihi: 13.03.2019 Yazar Eğitim Düzeyi: PhD

Bir Yanıt Yazın

2 × 4 =