İnsan Türünün Müzik Yeteneği Nasıl Ortaya Çıktı?

Reklam Engelleyici Tespit Edildi.

Sitemizin yayına devam edebilmesi için reklam gelirlerine ihtiyacı var, lütfen reklam engelleyiciyi etkisiz hale getirerek bize destek olun, teşekkürler.

Bu yazıda bilinen ilk müzik aletinden bahsettikten sonra insan türüne özgü olan müzik yeteneğinin genetik temeline değineceğiz. Son bölümde insana özgü müzikal yetenek ve insan müzik ilişkisininin kökenini inceleyen teoriler üzerinde durup yazıyı bitireceğiz.

Bu yazıda bilinen ilk müzik aletinden bahsettikten sonra insan türüne özgü olan müzik yeteneğinin genetik temeline değineceğiz. Son bölümde insana özgü müzikal yetenek ve insan müzik ilişkisininin kökenini inceleyen teoriler üzerinde durup yazıyı bitireceğiz.

1. Bilinen ilk müzik aleti ne zamana ait?

Müziğin tarihi, genel olarak insanların tahmin ettiği zamandan çok daha geçmişe uzanır. Güney Almanya’daki Geissenklösterle Mağarası’nda bilim insanlarının yaptığı kazı sırasında bulunan insan yapımı aletlerin izlerini taşıyan hayvan kemikleriyle aynı toprak katmanında ilkel müzik aletleri de bulunmuştu. Bu mağaranın bulunduğu bölgeyi Avrupa’ya gelen ilk insanlar kullanmış olabilir. Kazı sırasında bulunan ve kuş kemikleri ile mamut dişinden yapılmış olan ilkel flüt, bundan 40 bin yıl öncesine ait ve keşfedilen en eski müzik aleti olma özelliğine sahip.

2. Müzik yeteneğinin genetik temeli var mı?

Kültürel değişimler kısa sürede meydana gelebilse de bir canlının biyolojik, genetik yapısındaki değişimler ancak çok uzun süre sonunda meydana gelebilir. Bizim de bir üyesi olduğumuz primatlarda yani şempanze, insan vb. türlerde işitsel sistemin oldukça benzer olduğu görülür, yani genetik açıdan korunmuştur. İnsanın sahip olduğu müzikal yeteneğin de bizi biz yapan genlerimizle ilişkili olduğu düşünülebilir.

Bilim insanları, insanın müziğe yatkınlığının genetik kökenini belirlemek ve insana özgü müzik yeteneğinde etkili olabilecek genleri tespit etmek için araştırmalarını sürdürmektedir. İnsan müzik ilişkisini açıklayabilecek kulağın fonksiyonu, dilin gelişimi, hafıza, kuş ötüşü ve beynin ödüllendirme mekanizması ile ilgili pek çok aday gen tanımlanmıştır.

Müzik kabiliyetiyle ilgili aday genlerden ikisi RGS2 ve RGS9’dur, bu genler beynin ödüllendirme mekanizmasıyla bağlantılandır. Bir müzisyen, enstrüman çalarken RGS2 geni aktive olur. RGS9 is müzikle ilgili beklentiler karşılandığında dopamin salgılanmasını sağlar, böylelikle kişi bir tatmin duygusu hisseder. FOXP1 ise insanda dil gelişimini ve ötücü kuşlarda ötüşü etkilediği bilinen ve müziğe kabiliyetle ilişkilendirilen başka bir aday gen olarak ön plana çıkar. FOXP1 ve VLDR gibi dil gelişimiyle ilişkilendirilmiş genlerin aynı zamanda müzik kabiliyetiyle ilgili aday genler olarak belirlenmesi, dil ve müzik kabiliyetinin ortak bir genetiğe sahip olduğuna ve birlikte geliştiğine dair düşünceyi destekler.

3. Müzikal yetenek neden ortaya çıktı, insan müzik ilişkisi neden gelişti?

Müzikal yetenek ya da müzik yeteneği hangi ihtiyacın sonucu ortaya çıktı sorusu yıllardır bilim insanlarının kafasını kurcalamaya devam eder. Çünkü insan müzik ilişkisinin hangi ihtiyaca yönelik olarak geliştiğini henüz tam olarak anlaşılamamıştır.

Günümüzde insan müzik ilişkisinin neden geliştiği sorusu henüz tam olarak yanıtlanamasa da insanın müzik yeteneğinin kökenine dair çeşitli teoriler ortaya konmuştur. İşte bu bölümde müzikal yetenek nasıl ortaya çıktı sorusunu yanıtlamaya çalışan 2011 ve 2017 yıllarında yayımlanmış iki farklı teori üzerinde duracağız.

Müzik yeteneği dışarıda yürürken tehlikelerden sakınabilmeye yardımcı olduğu için mi gelişti?

İsveçli bilim insanı Matz Larsson’a göre insan türünün müzik yeteneği, küçük insan topluluklarının birlikte yürürken tehlikelerden korunma ihtiyacının bir sonucu olarak ortaya çıkmış olabilir. Bir grup insan birlikte yürürken uygun adım, senkronize bir şekilde hareket ettiğinde belirli aralıklarla kısa süreli sessizlik olur.

Uygun adım yürürken adım aralarında meydana gelen kısa süreli sessizlik; çevredeki tehlikelerle ilişkili seslerin, örneğin grubu takip eden bir yırtıcı hayvanın sesinin duyulabilmesini sağlar. Böylelikle grup, tehlikelere açık bir alandan geçerken yakındaki yırtıcılardan ya da rakip insan gruplarından haberdar olup kendini koruyabilir.

Senkronize yürüyüşün gerçekleştirilebilmesi için ritim algısı gerekir, dolayısıyla avcı-toplayıcı insan grubu uygun adım yürüyebilmek için zaman içinde müzik için gerekli yetenekleri geliştirmiş olabilir.

Müziğe yatkınlık çocuklarını idare etmek zorunda olan ebeveynlere yardımcı olduğu için gelişmiş olabilir mi?

Harvard Üniversitesi’nden araştırmacılara göre ise insan müzik ilişkisinin gelişmesine sebep olan şey dışarıdaki tehlikelerden korunmakla ilişkili olmayabilir. Harvad Üniversitesi’nden Samuel Mehr ve Max M. Krasnow’a göre müzik yeteneği, çocuk ve ebeveyn ilişkisinin bir sonucu olarak gelişti.

Normalde küçük çocuklar, ebeveynlerinin sürekli olarak kendileri ile ilgilenmesini ister ve çoğunlukla isteklerinin ardı arkası gelmez. Bunun bir sonucu olarak ebeveyn, diğer işlerine yeterli vakti ayıramaz ya da verimli çalışamaz. Araştırmacılara göre müzik, ilk başta ebeveynler tarafından çocuklarına sinyal vermek amacıyla geliştirilmiş olabilir.

Küçük çocuklar, ebeveynlerinin şarkılarını duyduklarında ihtiyaçlarının karşılanacağını anlar ve ebeveynlerini meşgul etmeyi bırakır. Ebeveynler de gıda arama ve diğer çocuklarıyla ilgilenmek için imkan elde etmiş olur. Çocukları sakinleştirmek, anne-babalarının onlarla ilgilendiği ve onları bırakıp gitmeyeceğine dair ikna etmek için şarkılar oldukça kullanışlıdır. Ses tonunu, şarkının ritmini, temposunu ve melodisini değiştirerek çocuğu yönlendirmek, sakinleştirmek ya da uykuya daldırmak çok daha kolay olur.

Günümüzde dinlediğimiz daha kompleks müzikal formlar; ebeveynlerinin çocuklarını idare etmek, yatıştırmak için kullandığı şarkıların zaman içinde değişmesi, gelişmesi sonucu ortaya çıkmış olabilir.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir.

Kaynakça

Yayımlanma Tarihi: 19.03.2019 Yazar Eğitim Düzeyi: PhD

Bir Yanıt Yazın

6 − one =