Neden Yaşlanırız, Yaşlanma Nedir, Telomer Kısalması Yaşlanmak ile Ne Kadar İlişkili?

Reklam Engelleyici Tespit Edildi.

Sitemizin yayına devam edebilmesi için reklam gelirlerine ihtiyacı var, lütfen reklam engelleyiciyi etkisiz hale getirerek bize destek olun, teşekkürler.

Yaşlanmak kaçınılmaz bir süreç mi? Bu yazıda yaşlanma nedir, neden yaşlanırız, telomer kısalmasının yaşlanma ile ilişkisi nedir sorularının yanıtlarını vermeye çalışacağız.
Yaşlanmak günümüzde kaçınılmaz bir süreç

Bu yazıda yaşlanma nedir, neden yaşlanırız, telomer kısalmasının yaşlanma ile ilişkisi nedir sorularına yanıt vermeye çalışacağız.

1. Yaşlanma Nedir?

Yaşlanma nedir sorusuna en uygun yanıt 1991 yılında yayımlanan Michael R. Rose’a ait Yaşlanmanın Evrimsel Biyolojisi isimli kitaptaki tanım olabilir. O tanıma göre yaşlanma, içsel fizyolojik bozulma nedeniyle bir organizmanın yaşa özgü fiziksel sağlık bileşenlerinde görülen kalıcı bir düşüştür. Bilim insanları bu süreç için yaşlanma kelimesi yerine senesens kelimesini kullanır.

Yaşlanma şu an için kaçınılmaz bir durumdur. Oysa ölümsüzlük ya da yaşlanma olmadan zamanın sonuna dek yaşamak, aslında teoride mümkündür. Tüm hücreleri, dolayısı ile tüm dokuları ve organları sınırsız kere yenilenebilen bir canlı sonsuza dek yaşayabilir.

Teoride mümkün olan ölümsüzlük pratikte çok da mümkün olmaz. İnsanların sadece çok küçük bir kısmı, 100 yıldan fazla yaşayabilir ve “centenarian” olarak adlandırılır. Bu bireyler, her ne kadar bize göre çok uzun yaşasalar da genç gibi yaş almazlar. Yaşlanmak onların çoğu fiziksel ve bilişsel aktiviteyi yerine getirememesine sebep olur.

Neden yaşlanırız sorusunun daha detaylı yanıtını bu yazının devamında bulabilirsiniz.

2. Neden Yaşlanırız?

Neden yaşlanırız sorusunun tek bir yanıtı olmadığını tahmin edebilirsiniz, bu bölümde bazı bilinen sebepler üzerinde duracağız.

Telomer Kısalması Yaşlanmada Önemli Bir Etken mi?

Her hücre bölünmesinde ölüme bir adım daha yaklaşırız. Maalesef çoğu insanın sandığının aksine insanoğlu, doğadaki diğer memeli hayvanlardan çok farklı değildir. Vücudumuzu oluşturan hücreler belirli bir hızda bölünür. Her bölünmede hücre aynı genetik bilgiye sahip ikinci bir hücre meydana getirir. Her hücre, belirli bir aşamaya geldiğinde ölür. Bu sebeple hücre bölünmesi, ölen hücrenin yerine geçecek yeni hücrenin sağlanması için oldukça önemlidir. Ne üzücüdür ki hücre bölünmesi de yıllar içinde yavaşlar.

Hücre bölünmesi sırasında hücrenin özelliklerine ait tüm bilgiyi içeren genetik malzemenin de kopyalanarak yeni hücreye aktarılması gerekir. Fakat bu kopyalama işleminin doğasından ötürü kromozomlarda yer alan DNA dizileri her sefer uç kısımlarından kısalır. Bu kısalmayı önlemek için kromozomlardaki DNA dizilerinin uç kısmında telomerler bulunur.

Telomer, genel olarak ayakkabı bağlarının uç kısmındaki koruyucu plastik parçaya benzetilir. Telomerler, kromozomların stabilitesini arttıran DNA-proten kompleksleridir. Telomerik DNA, herhangi bir protein kodlamayan ve tekrarlayan DNA dizileridir. İnsandaki telomerik DNA, TTAGGG dizisinin binlerce kez tekrarlanmasından meydana gelir.

Telomerlerin sağladığı korumanın da bir sonu vardır. Her hücre bölünmesindan sonra telomer kısalması gerçekleşir. Belirli sayıda bölünmenin sonunda telomer kısmı biter. O aşamadan sonra işlevsel DNA dizileri kaybedilmeye başlar. Bu durum, her hücrenin bölünebileceği sayıyı sınırlar. Dolayısıyla telomer uzunluğu, biyolojik yaşlanmanın belirlenmesi için kullanılabilir.

Telomer kısalması sorununu aşmak için telomeraz adı verilen ve telomeri uzatarak kısalmasını önleyen bir enzim gerekir. Telomeraz enzimi, embriyonik hücreler, kök hücreler ve kanser hücrelerinde aktiftir. Normal vücut hücrelerinde ya da diğer adıyla somatik hücrelerde telomeraz aktivitesi tespit edilemeyecek kadar düşük düzeydedir, dolayısıyla yok sayılabilir. Telomeraz aktivitesi olmadığı için vücut hücreleri zaman içinde yaşlanır ve ancak belli sayıda bölünebilir.

Neden yaşlanırız sorusuna yanıt vermek ve telomerazın normal vücut hücrelerinde niye aktif olmadığını anlamak için kanser hücrelerine bakmak bile yeterli olabilir. Kanser hücrelerinde telomeraz enzimi oldukça aktiftir, dolayısıyla kanser hücreleri bir nevi ölümsüzlüğe sahiptir. Kanserde hücrelerin kontrolsüz şekilde çok defa bölünebilmeleri onların tümör tarzı yapıları oluşturabilmelerini sağlar. Kanser hücrelerindeki telomeraz aktivitesi durdurulduğunda kanser hücreleri de ölümlü hale gelir.

Hücre her bölünmede DNA’sını kopyalar, DNA’yı kopyalayan enzimin hiç hata yapmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Bazı düzeltme mekanizmaları olmakla birlikte bölünme sayısı arttıkça hata ve mutasyon riski de artar. Doğa, bireyin kendisinden daha değerli olan genetik materyalin bütünlüğünü ve doğruluğunu korumak için bireyin ömrünü sınırlamayı tercih etmiş olabilir. Bu sınırlama mekanizmalarından birisi telomer kısalması ya da telomeraz enziminin aktivitesini azaltmaktır.

Çevresel Etkenler ve Yaşlanmak Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

Neden yaşlanırız sorusunun telomer kısalması dışında da yanıtları vardır. Daha uzun yaşamak, aynı zamanda daha uzun süre kimyasallara, güneş ışınlarına, radyasyona, oksidatif strese maruz kalmak demektir. Yıllar geçtikçe hücrelerde daha yüksek miktarda ağır metal ve daha fazla genetik mutasyon birikir.

Kimyasal Maddelerin Etkisi

İnsanoğlu, günümüzdeki modern yaşantı şekli dolayısıyla mobilyaların ve elektronik eşyaların olduğu apartman dairelerinde yaşar. Çoğu zaman farkında olmasalar da mobilyalarda ya da cihazlarda kullanılan cilalar, boyalar ve kullanılan sentetik malzemeler insanların sağlığına zarar verir. Apartmanlar inşa edilirken kullanılan katkı maddeleri, elektronik eşyaların yaydığı elektromanyetik radyasyon da dahil çoğu şey insan vücudunu meydana getiren hücrelerde hasara sebep olur.

Bunlara ek olarak kullandığımız kozmetikler ve temizlik amaçlı ürünler de pek masum sayılmaz. Modern kimyanın ürettiği kimyasalların çoğu hayatı kolaylaştırıyor gibi gözükse de gerçekte bu kimyasallar az ya da çok sağlığa zarar verir.

Güneş Işınlarının Etkisi

Kendi ürettiklerimizin yanında doğal etkenler de yaşlanmamıza neden olur. Güneş ışınları; dünyayı ısıtır, fotosentezin gerçekleşmesi ve vücuttaki ritimlerin düzenlenmesi için gerekli ışığı sağlar.

Güneş ışınları; dünyadaki canlılık için olmazsa olmaz olsa da fazla maruz kalındığında cilt yaşlanmasını hızlandırır ve genetik materyal olan DNA’ya zarar verebilir. Güneş ışınları, kanser gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına sebep olabilir. Pek çok insanın fark ettiği üzere cilt yaşlanmasının en bilinen belirtilerinden olan güneş lekelerinin sayısı yaşlandıkça artar. Bu da vücudun belirli bir aşamadan sonra hücrelerde oluşan hasarı onaramadığının en önemli kanıtıdır.

Doğa; çok ilginç ve bir o kadar da büyüleyici bir çeşitliliği barındırır. Ömrü çok kısa olan türlerin gözlerinde UV (mor ötesi güneş ışınları) filtresi yoktur. Çünkü onların ömürleri çok kısadır ve UV ışınları gözlerine zarar vermeden önce bu dünyadan ayrılırlar. İnsan gözünde yer alan lens ise UV ışınlarını filtre eder, lens çıkarıldığında insan gözü de mor ötesi renkleri görebilir. Gözlerimizde yer alan UV filtreleme özelliğinin bizi koruyabileceği yılların da bir sınırı var. Yaşlılıkta ortaya çıkan katarakt gibi göz hastalıkları uzun yıllar maruz kalınan UV ışınlarının bir sonucu olabilir.

Oksijen ve Oksidatif Stresin Etkisi

Hücrelerimiz enerji üretmek için oksijeni kullanır. Oksijeni kullanmak enerji üretimini daha verimli hale getirirken aynı zamanda serbest radikaller denen ve hücrelerimize zarar veren moleküllerin de oluşmasına sebep olur.

Ömrümüz uzadıkça tüm bu etkenlere daha uzun süre maruz kalıyor ve hücrelerimizde daha fazla hasar biriktiriyoruz. Bu sebeple yüksek sayıda kanser v.b. hastalık vakası ile karşılaşmak istemiyor isek ömrümüz belki de sınırlı olmak zorunda. Çünkü telomerazı aktive etsek bile hücreler de biriken tüm hasarı onarmamızı sağlayacak bir yöntem henüz mevcut değil.

Yaşlanmak ve Ölmek Hayata Gelme Sebebimizin Bir Sonucu Olabilir

Görev: Üre ve öl. Yaşlanma nedir sorusunun yanıtını ararken hayatta kalma sebebimize yönelik de kafa yormak gerekli.

İnsanın en temel sorunu, kendini her zaman herşeyin merkezinde görmesidir. Bir dönem üzerinde yaşadığı gezegeni de evrenin merkezi sanan insanoğlu, tüm gezegenlerin dünyanın çevresinde döndüğünü düşünürdü. Dünyanın güneş sistemindeki bir gezegenden öte olmadığının anlaşılması ile dünya zamanla ayrıcalıklı yerini kaybetti.

2005 yılında şempanze ve insan genomlarının karşılaştırılma sonucu açıklandı ve iki türün DNA dizi benzerliği %99 olarak belirlendi. Bu sonuç, insanın eşsizliği ile ilgili algısını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösterdi.

Yaşlanma nedir, neden yaşlanırız anlayabilmek için dünyadaki tüm canlıların yaşama amacını anlamak gerekir. Canlılar; sanıldığının aksine aslında kendileri için yaşamaz, yaşamlarının tüm amacı genlerini bir sonraki nesle aktarmaktır. Başka bir deyişle canlıların genleri için yaşadığı düşünülebilir. Bir canlı, sadece üreyebildiği süre kadar yaşadığında genlerinin işine yarar. Kadınlar; belirli bir yaşta menopoza girer ve doğurganlığını kaybeder, erkeklerse güçten düşer. Her ne kadar modern yaşam şekli, yaşlı erkeklerin baba olabilmelerine izin verse de doğada bir erkeğin dişiler için diğer erkeklerle mücadele etmesi gerekir. Doğada yaşlı bir erkeğin baba olma şansı neredeyse yoktur.

Bu durumda akıllarda şöyle bir soru belirebilir: Öyleyse niye 100 yaşını geçen insanlar var? Aslında bu sorunun da oldukça mantıklı bir cevabı var. Sırası ile tarım, sanayi ve tıp devrimleri gerçekleşmeden önce bir insanın bu kadar uzun yaşaması pekte mümkün değildi. İnsanlar; enfeksiyonlar dolayısıyla, doğum yaparken, açlık ve doğal afetler sebebiyle ya da vahşi hayvanların saldırısı sonucu 40-50 yaşlarını zaten geçemezdi. İnsanlar, doğa içerisindeki yaşantılarını terkederken ömürlerini de doğal olmayan bir biçimde uzattı. Bunun sonucu olarak insanlık daha önce pek görülmeyen Alzheimer gibi hastalıklarla tanıştı.

Özetle, yaşlanmanın var olması oldukça gerekli olabilir. Çünkü bir türdeki bireylere duyulan ihtiyaç sadece genetik birikimi bir sonraki nesle aktarmak ile ilgilidir. Bu aktarımı gerçekleştirme yeteneğini yaş dolayısıyla yitiren bir bireye doğanın ihtiyacı kalmaz. Bu durum, artık hiç süt vermeyen bir ineğe bakmak istemeyen ve onu kesime gönderen bir çiftlik sahibine benzer.

3. Yaşlanma Açısından İstisna Olan Bazı Canlı Türleri

Doğada rejenerasyon (yenilenme) yetenekleri insandan çok daha üst düzeyde olan semender gibi canlılar var. Semenderler, her ne kadar ölümsüz olmasalar da kaybettikleri bir uzvu yeniden oluşturabilir.​

Denizanaları ise ölümsüzlük anlamında en son nokta olabilir. Ölümsüz canlı olarak tanımlanan Turritopsis nutricula denizanası ise gerçekten ölümsüz sayılabilir. Bu denizanası yetişkinken polip haline geri dönebiliyor yani tüm yaşlanma sürecini tersine çevirebilir. Tam olarak yok edilmediği sürece yaşlanma ve yeniden gençleşme süreçlerini tekrarlayarak sonsuza kadar yaşayabileceği düşünülür.​

Bu denizanasının sahip olduğu mekanizmayı taklit etmek yaşlanmak için bir çözüm olarak düşünülebilir. Bunu gerçekleştirmekte karşılaşılabilecek en temel sorun ise denizanasının çok basit olan vücut yapısına karşın insanın oldukça kompleks bir vücut yapısında sahip olmasıdır. Denizanası, gerçek anlamda bir beyne dahi sahip değildir.

4. Sonuç: Yaşlanma Nedir, Neden Yaşlanırız ve Yaşlanma Nasıl Önlenebilir?

Gün gelir belki yaşlanma nedir, neden yaşlanırız sorularına daha net yanıtlar verilebilir. Böylelikle yaşlanmak ile mücadele etmek için yeni teknikler geliştirilebilir. Bugün için yaşlanmak üzerine pek çok bilgiye sahip olsak da bilgimiz yine de oldukça sınırlı.

Sorunu çözmek ve daima genç kalabilmek için oldukça girift bir sorunlar yumağının anlaşılması ve çözülmesi gerekli. Henüz çözüm yakında görünmese de siz bilimden umudu kesmeyin. Gelecekte telomer kısalmasını önleyen ve yaşlanmanın öne geçebilen yöntemler geliştirilebilir. Belki siz, belki çocuklarınız belki de torunlarınız oldukça uzun bir ömür sürme ya da daima genç olma şansına sahip olacak.

Bugün de yapabilecekleriniz var, Okinawalılar ile ilgili yazımızdan ilham alabilirsiniz.

Sitemizden bu yazılar da ilginizi çekebilir.

Yaşlanmak üzerine araştırmalar hakkında detaylı bilgiler almak için SENS Vakfı’nın sitesini ziyaret edebilirsiniz.

http://www.sens.org/

Yaşlanma üzerine ilginç bir kitap arıyorsanız yaşlanma nedir sorusu üzerine kafa yoran Michael Raeburn ve Aubrey De Grey tarafından yazılan, Türkçesi ODTÜ Yayıncılık tarafından yıyımlanan ve telomer kısalması dışındaki konulara da değinen “Yaşlanmayı Durdurabiliriz” isimli kitabı okuyabilirsiniz.

Kaynakça

Son Güncellenme Tarihi: 24.02.2019 Yazar Eğitim Düzeyi: PhD

İlk Yayımlanma: 05.09.2018 Son Güncellenme: 24.02.2019 Yazar Eğitim Düzeyi: PhD

Bir Yanıt Yazın

eleven − eight =